Vize başvurularının reddedilmesi uzun zamandır süren bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Her yıl yaklaşık olarak 100 ile 170 bin aralığında reddedilen başvuru sayısı ve son on yılda 1.5 milyon Schengen başvurusuna ret cevabı verilmesi, vatandaşların seyahat planlarını derinden etkiliyor. Özellikle birkaç milyar lira seviyesine denk gelen mali kayıplar ve geri ödenmeyen ücretler, süreci daha da zorlaştırıyor.
CHP Antalya Milletvekili Cavit Arı, vatandaşların vizelerin alınmasında yaşanan güçlükleri ve ret kararlarının ardından para iadesinin yapılmamasını eleştirirken, İYİ Parti Edirne Milletvekili Mehmet Akalın ise geçen yıl sadece 170 bin Türkiye vatandaşının reddedildiğini ve 13.6 milyon Euro’nun kurutulduğunu ifade etti. TBMM Dışişleri Komisyonu üyesi Utku Çakırözer ise Türkiye’nin itibarı ve pasaport güvenilirliği konusundaki zayıflık nedeniyle “Son durak Kapıkule” ifadesini kullandı.
Schengen vizesine başvuran Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının 2022 yılında 778 bin, 2023 yılında 1 milyon 55 bin ve 2024 yılında 1 milyon 173 bin olduğu belirtiliyor. Ret oranları 2010’da yüzde 3 seviyesindeyken geçen yıl %16–17 bandına yükseldi. Çin’in ardından en çok vize talebi gösteren ülke konumunda olduğumuz da vurgulanıyor; Bulgaristan pasaportuna sahip olanlar ise 178 ülkenin vizesini talep etmiyor olarak nitelendiriliyor.
Japonya, Kore, Bahreyn ve Doğu Timor gibi bazı ülkeler dışında pek çok ülkenin Türk vatandaşlarından vize istediği belirtiliyor. Şikayetler ise giderek artıyor: online platformlarda randevuların erişilemez hâle geldiği, karaborsa iddialarının yükseldiği ve randevuların yaklaşık 100 Euro’dan satıldığı yönünde paylaşımlar çoğalıyor. Yetkililer, randevuların açılması anında otomatik olarak toplandığını iddia eden algoritmaların ve bot hesapların kullanıldığını belirtiyor.
11 Aralık 2015 tarihinde dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun Avrupa’ya vizesiz seyahat hedefini duyurduğu günler ise hatıralarda kalan bir diğer döneme işaret ediyor. Bu güncel gelişmeler, Avrupa’ya yönelen vize talebinde uzun kırılmalar ve güvenlik açısından ülkenin itibarında dalgalanmalar olarak öne çıkıyor.

